• KİMDİR
  • KİTAPLARI
  • BLOGU
  • CEVAPLARI
  • Prof Dr

    Faruk Beşer

    liste

    Network Pazarlama, Saadet Zinciri mi?

    Network Pazarlama Ne Kadar Meşru?
    Son zamanlarda genel adıyla Network Marketing adı altında yeni bir pazarlama tekniği gelişti. Bu tür satışlar için genel bir deyim oluşturan bu iki kelime ağ düzeninde pazarlama anlamına geliyor. Hiyerarşik yapıda bir pazarlamacılar ağı yoluyla belli ürünlerin biraz farklı sistemlerle satışa sunulmasını ifade ediyor.
    Network yoluyla çalışan pazarlama şirketleri birden çok ve her biri biraz farklı yöntemlerle çalışıyor.
    Önemli olanları şunlar:
    1.Uluslar arası bir şirket, kendi ürettiği, ya da anlaşmalı olarak sadece kendisi için üretilen ve değerli olduğu söylenen eşyayı satıyor görüntüsünde piramidal bir hiyerarşide katılanlardan para topluyor. Bu mallar kaliteli İsviçre saatleri, tarihi değere sahip kişi ya da mekânları konu edinen madalyalar, altın kolyeler ve dünyanın belli yerlerinde beş yıldızlı otellerde tatil imkânları olabiliyor ve piyasa değerlerine göre oldukça pahalı.
    Bu ağda çalışabilmeniz için sistem hakkında özel bilgilendikten sonra bu mallardan birisini almanız gerekiyor. Ondan sonra aldığınız bilgilerle sisteme denge dedikleri sağlı sollu iki kişi daha kazandırmanız ve onların da yine sağlı sollu iki kişi ilah... kazandırmalarını teşvik edip sağlamanız gerekiyor. Sizin kazancınız aldığınız malı satmanızdan değil, sisteme kazandırdığınız her kişinin aldığı mallar sebebiyle şirketçe size verilecek komisyonlardan oluşuyor. Yani mal alıp satmıyorsunuz, o şirketin mallarını network şeklinde satılmasını sağlıyorsunuz. Quest Net organizasyonu bu yöntemle çalışan şirketlerin bu günlerde en yaygın olanı.
    2.Bir başka çeşidi de şu: Bir şirketin yine piyasada bulunmayan belli bir malını satın alıyorsunuz. Sonra hem bu malı kendiniz satıyorsunuz, hem de şebekenize bu işi yapacak insanlar buluyor ve onları belli eğitim seanslarından geçirip sisteme dahil ediyorsunuz. Sonra da bir yönden kendiniz satıp kazanırken, bir yönden de sisteme dahil ettiğiniz insanların satışlarından komisyon alıyorsunuz. Ancak bu komisyonu alabilmeniz, sizin belli sürelerde belli miktarda mal almanız şartına bağlı.
    Network marketing denen olgunun temel iki çalışma sistemi bunlar. Bu sistemlerin elbette söylediklerimizden başka detayları da var. Ve kuvvetle muhtemel ki, bilmediğimiz, hatta asla bilemeyeceğimiz yönlerdi de var. Belki de bunların bir kısmını bu masonik pramidin ancak son halkalarına doğru öğrenebiliyorsunuz, ya da hiç öğrenemiyorsunuz.
    Bu konu hakkında sistemde fiilen çalışan farklı gruplar kendi istekleriyle bizi bilgilendirme lütfünde bulundular. Kendilerine teşekkür borçluyum. Bu farklı gruplardan başka sistemde çalışan bazı arkadaşlardan edindiğim intibaları da okuyucularımla paylaşmak ve sonra da vardığım sonucu bildirmek istiyorum.
    Özellikle Ques Net şirketi için konuşacak olursak:
    1.Sistemde çalışan insanlar genellikle diksiyonları sağlam, kibar görünmeye çalışan kabiliyetli gençler. Belli kalıp cümle ve kelimelerle donatılmışlar ve bunları sürekli tekrarlıyorlar.
    2.Bir kısmı zaten dindar, diğerleri de sık sık dindarlığın sözlü imgelerini kullanıyorlar. Mesela, insanlara iş bulup dualarını almaktan söz ediyorlar. Aslında bunun böyle olmadığını, asıl hedefin insanları etkileyip para kazanmak olduğunu yine elemanlardan bazıları söylediler.
    3.Konuya dini açıdan olumsuz bir hüküm verilmesi bu ağ elemanlarını oldukça ilgilendiriyor. Bu durumu sadece pazarlarının daralmaması refleksine bağlamak da mümkün olabilir.
    4.Bunlara bağlı olarak dikkatimizi çeken önemli bir husus da şu: Şahsen ben network düzeninde çalışan bu kabil organizasyonların, çeşitli İslami cemaat ve tarikatlardaki gençleri daha çok tercih ediyorlar intibaını edindim. Bunun iki temel sebebi olmalı diye düşünüyorum: a.Aralarında manevi bağlarla tanışıklık bulunan cemaat üyeleri, zinciri daha çabuk yayma şansına sahip. b.Büyük ölçüde güvene dayanan sistem, aradığı bu özelliği dindar gençlerde daha çok bulabiliyor.
    5.Sistemin asıl hedefinin, insanları bilgilendirip para kazanma olduğu anlatılıyor. Başka ilişkilerin bulunmadığı özellikle vurgulanıyor.
    6.Sattıkları mallar birinci, ikinci hatta üçüncü derecede ihtiyaç malları değil, lüks tüketime yönelik ve olmasa da eksikliği duyulmayacak mallar. Bunlar da katılanlara hemen teslim edilmiyor. Yaklaşık üç aylık bir ısındırma süreci sonunda veriliyor.
    7.Sisteme, hiçbir kimse bu malları edinmek için dahil olmuyor, geliştirilen ağdaki bireylerinden gelecek komisyonları almak için giriyorlar.
    8.Makro ekonomi ölçeğinde düşündüğümüzde kökü dışarıda olan böyle bir sistemin ülke ekonomisine tek kuruşluk katkısının olmadığı açık. Sadece işsiz insanları, belli merkezlere doğru para transferini gerçekleştiren bu çarkın bir yerine yerleştirmek suretiyle onlara da parmaklarını yalamaları sağlanıyor. Bunun karşılığında, hangi ülke için olursa olsun, çok büyük ölçeklerdeki milli sermaye, hiçbir şey karşılığında dışarı transfer ediliyor.
    9.Bu ağ çalışması, sistemden çok para kazananların adeta dini imanı haline gelmiş durumda. (Bu ifade bize brifing veren arkadaşlardan birine aittir). Adeta onunla yatıp onunla kalkıyorlar. Hatta her eli ayağı düzgün insanı bir arkadaş, bir dost ve yakın, bir kardeş görme yerine, para kazandırabilecek potansiyel bir ağ elemanı olarak görür olmuşlar. (Bu ifade de sistemde çalışan bir başka arkadaşa aittir). Düşüncelerin değiştirilmesi hedefi de bunun için olsa gerek.
    10.Kontrolü ve kayıt altına alınması şimdilik mümkün görünmediğinden, bu yolla yapılan ticaretin vergilendirmesi de yok. Yani mahallemizdeki bir bakkal senede şu kadar vergi verirken, bu yolla ülkemizden çıkan milyon, belki de milyar dolarlar, ülkenin serveti adına tamamen buharlaşmış ve bunca kalifiye genç heba edilmiş oluyor.
    11.Sistemin çalışması için ofis adı verilen dairelerde toplanılıyor ve her kademe için farklı bilgilendirmeler, farklı propagandalar yapılıyor. Kullanılan kelimeler ve mekandaki imgelere kadar her şey, karşı tarafı etkileyip sisteme dahil edebilmek için ayarlanmış. Psikolojik etkilemenin her türlüsü ve bir nevi beyin yıkama tarzında kullanılıyor. Mesela size hayali hedefler belirleniyor ve gevşemeniz halinde sizi o hedefleri hatırlatarak motive ediyorlar. \"Takip\" dedikleri kademede adaylar farkına varmadan, aldatıcı yöntemlerle bu zincire dahil olmaya teşvik ediliyor. Bilgilendirilmelerine rağmen katılmayanlar, \"bizim sucuya da, çöpçüye de ihtiyacımız var\" gibi ifadelerle aşağılanıyor. Düşüncelerin değiştirilmesi bu psikolojik seansların asıl amacı oluyor ve bunun üzerinde ağırlıklı bir şekilde duruyorlar. Hatta benim anladığım o ki, eğer dini inançlarınız, bazı kademelerde bu işin bir kısım uygulamalarına ters gözüküyorsa onları dahi değiştirmeniz sağlanıyor ve bu sisteme adeta bir din gibi sarılmanız isteniyor.
    12.Sisteme dahil olurken hiç söylenmediği halde, ileriki kademelerde elemanların ofis giderlerine ortak olmaları gerektiği söyleniyor ve bunun için onlardan hiç hesapta olmayan ilave meblağlar alınıyor. Kademe ilerleyince bu katılım bedelleri yine önceden bildirilmeksizin artırılıyor. Ama dönüşü olmayan bir girdaba girildiği için de vermezlik edemiyorsunuz.
    13.Sistem her türlü tepkiye, karşı tedbirler düşünmüş. Mesela İslam\'ın, olmayan bir şeyin satışı caiz değildir kuralını hesaba katarak göstermelik de olsa ortaya bir mal konmuş. Gerçekten de bu duruma bakan bazı hocalar, maksat ve sonuca bakmadan sözleşmenin temel unsurları/rukünleri bulunduğu için, olumsuz yönlerinin giderilmesi halinde, böyle bir muamelenin meşru olabileceğini sanıyorlar. Oysa meseleye bir bütün olarak bakıldığında sistemin, meşhur saadet zinciri aldatmasının upgrade edilmiş halinden başka bir şey olmadığı anlaşılıyor.
    Şimdi bu bilgilerle konunun dini hükmü hakkında söyleyeceklerimize geçebiliriz:
    1.Biz İslam hukukçuları olarak elbette dini akitleri/sözleşmeleri fıkıh kitaplarında sözü edilen isimli akitler (el-ukûdü\'l-müsemmât) den ibaret görmeyiz. Dünyanın sonuna kadar çok farklı biçimlerde çalışan ve farklı adlar alacak olan akit türleri çıkacaktır. O halde işlemin adı ve tekniği hükmünü doğrudan ilgilendirmez.
    2. Satım akdi (bey\') sözkonusu olduğunda, akdin sıhhati için önemli olan hususlar şunlardır:
    a.Akde konu olan şeyler (mal, emek ve bedel) yararlanılması meşru şeyler olmalıdır.
    b.Taraflar sözleşme ehliyetine sahip bulunmalıdır.
    c.İrade beyanı (icap ve kabul) sözleşme ile yapılmak istenen şeye uygun olarak gerçekleşmiş olmalıdır.
    Bunlar sözleşmelerin temel unsurlarıdır. Bunlardan birinin bulunmaması akdi keenlemyekün (batıl) kılar. Bunlara akdin rukünleri denir.
    Bir de bu rukünlerin şartları ve vasıfları vardır. Bunların bulunmaması ise akdi batıl kılmasa da, Hanefilerin deyimiyle fasit kılar. Fasit bir akit de, düzeltilme imkanı bulunmakla beraber sahih ve geçerli bir akit değildir ve sözleşmenin sonucunun haram olmasını gerektirir.
    Akdin rukünlerinde bulunması gereken şartların ya da vasıfların esasını ise; akdin konusu olan şeylerde tartışmaya sebep olacak ölçüde bilinmezliklerin ve aldatmanın bulunmaması ve sözleşmeye akdin temel amacına zıt şartnamelerin konulmaması oluşturur.
    Zaten sözleşmelerin sahih/geçerli olabilmesi için konulan bütün şartlar; insanlar arasında haksızlığın ve aldatmanın olmaması içindir. Kuranı Kerim bunu, \"insanların mallarını batıl yollarla yemeyin\" diye ifade eder ve yasaklar.
    Bu sebeple akdin, asıl amaçtan başka bir sonuç için kullanılıyor olması da bir fesat sebebidir.
    Yani, İslam\'da her şey gibi akitlerin de manevi/ahlaki boyutu da vardır. Genel olarak sözleşmelerin/akitlerin, özel olarak da ticaretin meşru oluşu, insanların ihtiyaçlarını giderme aracı olmalarındandır. Bu itibarla en temel ihtiyaçları gidermeye matuf ticaret şekilleri aynı zamanda en makbul ve faziletli ticaretlerdir. Tamamen lüksü hedefleyen ticaretler ise şeklen sahih olsalar dahi, israfa yol açmaları sebebiyle hoş görülmeyen ticaretlerdir. İslam\'da ‘hoş görülmüyor\' olmayı ifade eden terim mekruhtur.
    Aldatmalar ve belli düzeye ulaşan bilinmezlikler ise akdi fasit kılar. Yukarıda da değindiğimiz gibi, fasit akitler, unsurları/rukünleri bulunsa bile kazancın haram olmasını sonuç veren akitlerdir. Bu özellikleriyle haram olmaları gerekir. Bazen de bu özellikler az bulunduğundan haram olmasa dahi kazancın mekruh olmasını sonuç verir. Mekruhun da hafif olanı bulunduğu gibi, harama çok yakın olanı da vardır.
    Bu bilgilerle özellikle Ques Net hakkında vereceğimiz hüküm şudur:
    1.Temel rukünleri açısından bakıldığında aktin batıl/keenlemyekün olmadığı sanılabilir. Ancak aşırı bilinmezlikler (cehalet-i fahişe), aldatma (ğarar), lüksü ve israfı teşvik, işlemin, çalışanların para alması dışında insanların ihtiyaçlarını giderme gibi insani bir özelliğinin bulunmaması, belli bölgelerdeki insanların ürettikleri değerleri hiçbir şey karşılığında, bunları hak etmeyenlere aktarması, piramidin başındaki insanlar için haksız bir kazanç sağlıyor olması, böylece işlemin, söylenenden başka bir maksat için kullanılıyor olması sebebiyle, istihsanen haram olduğu kanaatimizi daha önce söylemiştik. Konu hakkında bilgi aldıkça bu kanaatimiz daha da pekişti. Böyle bir işlemin helal olmasının mümkün olamayacağı noktasına geldik.
    2.Network marketing\'in diğer sistemlerinde ise, yine bu olumsuzlukların bir kısmı bulunmakla birlikte, ayrıca akdin/sözleşmenin gereği olmayan şartları dayatmaları sebebiyle sözleşme fasittir ve fasit sözleşmelerin sonucu ise haramdır.
    Ancak bu ikincilerin helal olacak şekilde ıslahı da mümkün gözükmektedir.
    Bunlar bizim galip kanaatimizdir. Doğrusunu ise Allah bilir.
    Prof. Dr. Faruk Beşer